Okullar Açılıyor!

Uzun bir aradan sonra işe gitmek bize nasıl zor geliyorsa 3 aylık bir yaz tatili sonrası okula başlamak da çocuklar için öyle olabilir. İlk defa okula başlayanlar ve ya okulunu değiştirenler içinse durum daha da zor olabilir. Onlar alışık oldukları ortamdan daha farklı bir ortama ve düzene girerler. Yeni bir ortama girmek, çevreye adapte olmak, yeni arkadaşlar edinmek bazıları için daha zordur. Küçük çocuklarda evden ve anneden/babadan/bakım verenden ayrılma korkusu, büyük çocuklarda ise okula ve yeni arkadaşlara uyum sağlayamama endişesi olabilir. Her iki durum için de uygulayabileceğiniz önerilerimi yazının devamında okuyabilirsiniz.

okula gidiş


Her gün aynı saatte ya da sıralı olarak ne yapacağı belli olan çocuğun kaygı ve stresi azalır. Örneğin; sabah uyanma saati, kahvaltı zamanı, okula gidiş saati, okuldan geliş, ders çalışma, yemek yeme ve yatış saatinin ya da sadece bunların sıralamasının belli olması gibi. Siz de ailenize uygun bir okul günü rutini oluşturabilirsiniz.

Okula giderken çocuğunuz sizden daha yavaş hazırlanıyor olabilir. Okula gideceği için zaten kaygılı olan çocuğunuzu bir de siz acele ettirir, koşturur ve hatta azarlarsanız daha da kaygılanabilir. Telaş içinde görünen ve her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol eden bir ebeveyn görüntüsü çocukta “telaşlanmam gereken bir durum var” düşüncesi doğurabilir. “Kendine dikkat et!”, “Öğretmeninin yanından ayrılma!” gibi söylemler ona ortamın güvensiz olduğuna dair mesajlar verebilir. “Acaba nasıl geçecek ilk gün?” “Okulu sevecek mi?” “Biz olmadan korkar mı?” gibi kaygı barındıran cümleleri yakınlarınızla konuşurken sizi duyması onu olumsuz etkileyebilir.

Eğer çok önemli bir işiniz yoksa ilk gün okula çocuğunuzla birlikte gitmeye çalışın. Öğretmeni tanıdığınızı söyleyebilir ve okuldaki günün nasıl geçeceği ile ilgili onu bilgilendirebilirsiniz. Aklında ne kadar az belirsizlik olursa ilk günler o kadar rahat geçecektir. Vedalaşmanızın süresi uzarsa ondan ayrılamadığınızı, sanki onu güvenli bir yere bırakmadığınızı düşünmesine yol açabilirsiniz.

Okul dönüşünde her gün onunla konuşarak çocuğunuzun kendisini ifade etmesine yardımcı olabilirsiniz. “Bugün okul nasıl geçti?” gibi sorularınıza, özellikle büyük çocuklardan, kısacık bir “iyi” cevabı alabilirsiniz. Onun yerine; “Bugün seni üzen / kızdıran / mutlu eden / şaşırtan bir şey oldu mu?”, “Yaptığınız en komik şey neydi?”, “Kiminle oturdun?” gibi sorular sorabilirsiniz. Belki kötü bir gün geçirmiş, yetersiz, çaresiz hissetmiş, üzülmüş ya da kızmış olabilir. Onu sabırla dinlemeye özen gösterin. İhtiyacı olduğunda okulda kimlerden yardım isteyebileceğini değişik örneklerle hikayeleştirerek anlatabilirsiniz.


Özellikle okula ilk defa başlayan ya da yeni bir okula başlayan çocuklarda; ilgi kaybı, enerji kaybı, içe kapanık olma, nedensiz ağlama, baş ağrısı, karın ağrısı, derslere adapte olamamak, dikkat ve konsantrasyon bozuklukları, öfke, yorgunluk, okula gitmekte isteksizlik, altına kaçırma, iştah kesilmesi, tırnak yeme, parmak emme, uyku sorunları gibi problemler görülebilir.

Okul açıldıktan yaklaşık 2 ay sonra hala bu sıkıntılar geçmemişse bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanızı öneririm.

Sevgiler.

E.D.A.

Çocuğumun karnesi aslında ne söylüyor?

Yılın ilk karnesinin eve gelmesiyle birlikte birçok ailede farklı duygular yaşanacak… Kimi karnede hepsi pekiyi olurken kiminde birkaç zayıf, hatta belki de tüm notlara yakını zayıf olacak…

Peki, ebeveynler olarak çocuğunuzun karnesini nasıl karşılamalısınız? Nasıl değerlendirmelisiniz? Ve sonrasında nasıl bir aksiyon almalısınız?

Öncelikle ne olursa olsun hiçbir çocuk sadece karnesine göre değerlendirilmemelidir. Unutmamalıyız ki okuldaki başarının elemanlarından bazıları olan disiplin, ilgi-alaka, düzen ve sorumluluk bilinci aileyle yakından ilgilidir. Bunlarla birlikte üzerine düşünmeniz gereken diğer noktalardan bazıları; çocuğunuz genelde mutlu, huzurlu, değerli ve kendini güvende hissediyor mu? Şüphesiz ki birçoğumuz bu duygularımız karşılanmadan bizden istenilenlere tam olarak odaklanamayız. Nasıl ki aile hayatımızda yolunda gitmeyen şeyler varsa, huzursuzluk duyuyor ve kendimizi güvende hissetmiyorsak ve sonucunda bu iş performansımızı etkiliyorsa, çocuklarımız için de bunların geçerli olabileceğini düşünebiliriz.

Ayrıca çocuğunuzun arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle ilişkileri nasıl? Evde siz ebeveynler olarak ona vakit ayırıyor musunuz? Ailece birlikte zaman geçiriyor musunuz? Çocuğunuzun duygusal dünyasından haberdar mısınız? Daha önceki karneleri de bu seferkine benzer miydi? Öncesine göre değiştirdiğiniz anne-baba tutumları varsa onlar etkili oldu mu? Yoksa çocuğunuzda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ya da hiperaktivite mi var? Öğretmenin bu konuda bir gözlemi var mı? Çocuğunuzun öğrenme stili nedir, ona uygun bir eğitim ortamı sunuluyor mu? Bunlar ve daha ekleyebileceğimiz birçok soru ile çocuğun karnesinin bize sunduklarını araştırabiliriz.

Karne hem ailenin çocuğun akademik durumunu görmesi hem de çocuğun kendini değerlendirmesi için de bir araçtır. Çocuk için çevrenin tepkisi çok önemli olduğundan; eğer ailede karneye büyük anlamlar yüklenirse ve çocuk ona göre değerlendirilirse (örneğin takdir belgesi almış bir çocuğun başarısının çevresindekiler tarafından aşırı vurgulanması), çocuğun kendini başkalarına göre değerlendirme davranışı pekişebilir. Karnesinde düşük notlar olan bir çocuk içinse bu durumun sürekli gündeme gelmesi kendini sorumluluk sahibi olmayan ve tembel bir çocuk olarak hissetme ihtimalini doğurabilir. Onu başkalarıyla karşılaştırmak da yapılmasını tercih etmediğimiz şeylerden biridir. Kötü bir karne çocuğunuzun kötü ve yanlış davranan biri olduğunu göstermez. Önemli olan karneyi çocuğunuzu anlama yolunda bir araç olarak kullanmaktır.

Karnesinde hepsi pekiyi olan çocuk başarı duygusunun verdiği keyif ve mutlulukla karnesini sizle paylaşacaktır. karneEbeveynleri olarak siz de onun bu başarısını takdir ettiğinizi belirtip mutluluğunu onunla paylaşabilirsiniz. Düşük ya da zayıf notları bulunan bir çocuğunsa önce iyi notlarını takdir edip daha sonra düşük notların üzerinden geçerek; nasıl daha iyi olabileceği, ne tür farklılıklar olsa o derslere daha çok ilgi duyabileceği, o derslere çalışmasını engelleyen durumların olup olmadığını, motivasyonlarının neler olduğu üzerinde düşünebilir ve konuşabilirsiniz. Ayrıca notları ne olursa olsun sadece bu karneye sahip olmanın ona hissettirdikleri hakkında da konuşarak da pek çok bilgi edinebilirsiniz.

Kendinize sorduklarınıza verdiğiniz cevaplar ve çocuğunuzla karne üzerinde sohbetiniz sonucunda aslında bundan sonra ebeveyn olarak biz ne yapabiliriz ve çocuğumuz daha farklı ne yapabilir sorusunun yanıtını neredeyse almış sayılırsınız. Ek olarak iyi olduğu derslerdeki başarısını sağlayan şeyleri diğer derslerinde de uygulamayı denemek, ara sınavlardaki başarılarını takdir etmek, küçük hedefler koymak ve belki sonunda küçük ödüller vermek, motivasyonlarını keşfetmek, öğretmenle işbirliği içinde olmak ve çocuğunuzun kendinden beklentileri ve sizin ondan, gerçekçi, beklentileriniz hakkında konuşmak bir sonraki karne dönemine kadar yapılabilecek davranışlar olarak söylenebilir.

Karne değerlendirmesi yapıldıktan sonra bu 2 haftalık tatil sürecinde notları düşük de olsa ona ceza vermeyin. Ailece bol bol keyifli vakit geçirmeye çalışın, sevginizi ve ona olan inancınızı hissettirin, onu dinleyin, hislerine ve isteklerine kulak verin.

Sevgiler.
E.D.

Başlangıçlar

Yeni başlangıçlar, yeni kararlar, yeni değişimler kısacası yeni hedefler hakkında en çok ne zaman düşünürüz dersiniz? Doğum günleri, özel günlerin yıl dönümleri, pazartesileri? Belki de tıpkı bugün gibi yıl başlarında… Yeni yılın ilk günü hem yeni bir takvim yılının başlangıcı hem de birçokları için hayatlarında yeni bir sayfanın açılmasıdır. Yılın son günlerinde geride bırakılan senenin değerlendirmesi yapılır ve o boş sayfa çoğunlukla yerini yeni kararlara, değişim isteklerine bırakır. Geçmişte yaşananlar ne olursa olsun ‘yeni’ olanın hep daha iyi olmasıdır arzulanan. Peki, bu hedeflenen arzulara ulaşmanın yolları nerelerden geçer?
Hedefleriniz net ve açıkça tanımlanmış olsun. Örneğin, “Daha çok kültürel aktiviteye katılacağım” yerine “Haftada 1 tiyatroya gideceğim” olabilir.
Hedefleriniz gerçekçi ve ulaşılabilir olsun. Örneğin, 65 kg ağırlığındaki birisinin bir haftada 5 kg yağ kaybetmek istemesi pek gerçekçi bir hedef olmayabilir.
Büyük hedeflerinizi küçük parçalarına bölebilirsiniz. Örneğin, “Araba alacağım” büyük hedefi için “Araba almak için her ay maaşımdan … TL biriktireceğim”, “… ayında uygun araba modellerine bakmak için galerileri gezeceğim” gibi küçük hedefler olabilir.
Hedef cümleleriniz olumlu cümleler olsun. Örneğin, “Sağlıksız gıdalarla beslenmeyeceğim” yerine “Sağlıklı gıdalar tüketeceğim” olabilir.
Hedef planınız olsun. Hedeflerinizin neler olduğu ve bunları ne kadar zamanda hayata geçireceğinizi planlayın.elmas
Bunların yanında, daima kendinize inanın ve hedeflerinizi gerçekleştirmeye istekli olun. Hedeflerinize giden yolda aksaklıklar olsa bile olumlu tutumunuzu korumaya çalışın. Hedeflerinizi yazarak bir bütün halinde görmek size daha iyi gelecekse yazabilir ve hatta hedeflerinize ulaştıkça her birini işaretleyebilir, kendinize küçük ödüller verebilirsiniz.
Gerçekleştireceğiniz hedeflerinizin mutluluklarıyla dolu yeni bir yıl dilerim…
Sevgilerimle,
E.D.